Hemingway’le Anılar

tumblr_n6k9btscso1twrqxko2_500

Büyük Buhran” vakti Amerika’dan kaçtığı, Avrupa’da sağda solda barınmaya çalışıp ülkesinde bulamadığı huzur yolculuğunda rotası İspanya’ya düşen Ernest Hemingway’le; tutkunun şehrinin ara sokaklarındaki eski bir barda karşılıklı oturup rom üzeri kahve yudumlamak istediğim bir gün bugün. Muhabbetimizin en az içtiğimiz kahve kadar koyu olduğu, bütün gün o tozlu masada birbirimize laf sokarak, dünyaya sallayarak, kafenin camından sokağı izleyip yeri geldiğinde dakikalarca sadece susarak kendi yalnızlığımızla baş başa ama onunla da yan yana oturduğumuz, hafif çakır keyif bir gün olurdu şüphesiz. Dünyanın nasıl hiçbir yerinde huzur olmadığından o hafta oynanan maçların kritiğine kadar bir ton şeyden şikayet ede ede geçerdi o gün.

Tabi o futboldan haz etmezdi. Geçen gün gerçekleşmiş veya önümüzdeki günlerde yapılacak olan bir boğa güreşini ballandıra ballandıra anlatırdı bana. Ben de nefret ederdim bundan. O, güreşin en ince detaylarına kadar girip bilmek istemediğim bir ton olayı bana detaylıca tasvir ederken bıkkınlıkla, suratımda ekşi ve bezmiş bir ifadeyle bir yudum tozlu bardağımdaki romdan, hemen üzerine de bir yudum kahvemden alırdım. Konuyu değiştirsin diye yalvarır gözlerle bakardım adeta, o da salak değil ya, hem de ne zekiydi, anlardı ne kadar umrumda olmadığını boğa güreşinin ve hissederdi konudan olan rahatsızlığımı ama Hemingway bu. İnadı inat, tersi ters, dediği bir o kadar dediktir. Değiştirmezdi ısrarla konuyu. Daha da ballandırırdı, en ince detayına girerdi. E hoşuna giderdi çünkü. Kendi o anda öyle istiyorsa, öyle olacaktı. O konudan bahsetmek istiyorsa, o konudan bahsedecekti, karşısındaki de onu dinleyecekti. Keyfi yerindeyse tabii. Şayet keyifsizse ağzını bıçak açmazdı, o daha da bezdirirdi insanı, onunla o anda o masaya oturduğuna pişman ederdi adamı.

*
Tam böyle hayal ediyorum “Papa”yı. Senelerce yazdıklarını, yarattığı karakterleri öyle okudum, öyle benimsedim ve yarattığı o karakterlerin aslında tamamen kendisinden esinlenilmiş olduğunu öyle biliyorum ki, şu yazdıklarımı gözümde canlandırırken; kahvesini yudumlamasından yüzümde göreceği olası sıkılma ifadesinin kendisine verdiği hain zevk ve kendi yüzünde beliren o sinsi yarım ağız gülümsemeyi bile görebiliyorum. İnanın hiç zor değil birisini tanışmadan bile bu denli tanıyabilmek. Sadece okuyarak değil ama, karakterleri çözümleyerek, bu karakteri neden yarattı diye düşünerek ve kendi hayat hikayesini de tabii ki bilerek tanıyabilirsiniz bir yazarı. Hele ki Hemingway’in hikayeleri, romanları öyle sizinle konuşur öyle normal öyle samimi bir dille yazılmıştır ki o karakterler ya tanıdığınız biri olur ya da bakarsınz siz oluverir. Hemingway’i anlamak, sevmek, tanımak böyle birşey biraz. Hoş, anlamanızı beklemem bencillik olur, nitekim dünyada milyonlarca farklı karakterde ve farklı zevkte, farklı bakış açısında insanız. Benim baktığım pencereden sizi bakmaya zorlayamam, baksanız bile aynı manzarayı görmemiz oldukça düşük bir ihtimal. Ha, olur da görebilirseniz ne mutlu bana. Hemingway de benim için böyle özeldir işte.

*

İspanya’nın ara sokaklarında, duvar kağıdının kenarı yırtılmış, yer yer duvar sıvası dökülmüş o barlardan birinde karşılıklı oturuyor olduğumuz hayaline bir müddet daha götürmek isterim sizi. Şayet zaman zaman götüreceğim böyle, zamanda hayali bir yolculuk yaparken sizi de davet edeceğim Papa Hemingway’le içki soframıza, ruhsal boşluğumuza ve dostluğumuza.

*
Ne diyordum.. Yüzümdeki o bıkmış ifadeyi bal gibi anlardı ama o boğa güreşini sade ve sadece kendi ego ve kendi tatmini için başımı şişirerek anlatmaya devam ederdi. Ne zaman değiştirecek konuyu diye ısrarla beklerken ve içten içe, kendi kendime bundan şikayet ederken bir yandan da yine de buna razı olurdum çünkü onu dinlemek zaman zaman eziyet olsa da yine de çok özel olurdu. Ağzından çıkan üç kelimeden ikisinin palavra olduğunu bilsem bile oturup saatlerce alkol ve kahvemizi yudumlarken dinlemeyi çok severdim eminim ki. O da bunu bildiğinden bendeki kredisini tepe tepe kullanırdı, yüzümdeki ekşi, bezmiş ifade yerini sinirden kendini tutamayıp süzülmüş bir damla göz yaşına bırakana kadar konuşmasını sürdürürdü. Ne zaman ki o çok sevdiği boğa güreşlerini en ufak detayına kadar anlatmasını bitirse; sinirden kıpkırmızı, gözüm yaşlı, başıma ağrılar girmiş bir vaziyette bakıyor olurdum oturduğumuz kafenin camından dışarı. Sanmayın ki Hemingway yaptığı zorbalığı telafi etsin, telafisi şöyle dursun hoşuna giderdi insanları böyle sinirlendirmek. Kendini maço hissederdi. Bayılırdı buna. Lakin bana özel olmazdı bu bilmiş tavırları, herkese karşı öyleydi, belki sevdiği kadın hariç, ben bilmezdim tabii, en yakın dostu olurdum Hemingway’in. Çekilmez, inatçı, maço tavırlarla hassas kalbini süslemeye çalışan bir adamdan ne güzel de dost olurdu ama.

*

Bu hayali kurarak başladığım bu gün ne ilkti, ne de son olacak. Çünkü hayatımın herhangi bir evresinde, nerede olursam olayım ve ne yaparsam yapayım aklımın bir köşesinde, paralel bir ütopik zaman diliminde Ernest Hemingway’le sonu gelmeyen bir muhabbetin içinde olacağım hep. Masadan kahvemiz, romumuz, sigaramız, kalemimiz ve içinde yazan haberlere asla aldırış etmeyeceğimiz gazetemiz eksik olmayacak şüphesiz ki.

*

İspanya’da bulunduğu zamanlarda kendisinin sık sık ziyaret ettiği, Barselona’da bulunan ve hala restorasyondan bilinçli ve haklı şekilde nasibini almamış bar Marsella ziyaretlerimi içeren, gerçek anılarımı da bir ara anlatırım size.

Görüşmek üzere sevgili dostlar.

Reklamlar

Hemingway’le Anılar” için bir yorum

  1. Ortamın havasını solumuş ve sohbetinizi canlı dinlemiş kadar oldum, zamanda keyifli bir yolculuğa çıkardın…

    Devamını bekliyorum.

    P.S. Marsella’da absinth içmeden 2016’yı bitirmiyorum 🙂

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s